Hünkar Köşkü, 1844 yılında Padişah Abdülmecid Han’ın Bursa gezisi nedeniyle av köşkü olarak yaptırılmıştır. Köşk, 19 gün gibi kısa bir sürede tamamlanmıştır. Abdülmecid Han’dan sonra Osmanlı sultanlarından Abdülaziz Han ve V. Mehmet Reşat da köşkte konuk olmuştur.

Hünkar Köşkü, 1922 yılında Atatürk ile birlikte kurtuluş savaşı komutanlarını da 12 gün süreyle konuk etmiştir. Atatürk ayrıca, 1925, 1931 ve 1935 yıllarında Bursa’ya yaptığı ziyaretlerde bu köşkte kalmıştır. Atatürk’ün köşkü son ziyareti olan 16 Temmuz 1935 tarihinde, saat 16.00 da köşke gelerek birkaç saat dinlendiği bilinmektedir.

Hünkar Köşkü 1947 yılından beri Büyükşehir Belediyesi mülkiyetine aittir. En son 1995 yılında Milli Saraylar Daire Başkanlığı gözetiminde Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından restore edildi. Mevcut eşyalar Dolmabahçe Sarayı restorasyon atölyelerinde onarım görüp özgün hallerine dönüştürülmüştür. Köşk zaman içinde, “Kasr-ı Hümayun”, “Kasr-ı Milli”, “Cumhuriyet Köşkü” ve “Atatürk Köşkü” adlarıyla anılmıştır.

Hünkar Köşkü 173 yıllık geçmişiyle tarihimize tanıklık etmektedir. 29 Mayıs 2003 tarihinde müze olarak hizmet vermeye başlamıştır. Bursa’daki sivil mimari yapıların nadir örneklerinden birisidir.

Köşk, Fransız ampir üslupta yapılmıştır. Tavan yüzeylerini kaplayan kalemişi süslemeler insanı adeta büyüleyen sanatsal inceliktedir. Kabul salonu, Atatürk’ün odası, çalışma odası, manevi kızları Sabiha ve Ülkü Hanım’ın yatak odası, yemek odası ve diğer güzellikleriyle geçmişin yaşanmışlıklarını hissettirmektedir.

Hünkar Köşkü Müzesi bahçesinde bulunan Büyükşehir Belediyesi sosyal tesisleriyle birlikte konuklarını ağırlıyor.

 KABUL SALONU

Giriş holünün karşısındaki, çift kanatlı kapıdan kabul salonuna geçilir. Ortalama 50 m2 olan salondan genel olarak bakıldığında simetrik düzenleme dikkati çeker. Kabul salonu, duvar ve tavan yüzeylerinde görülen kalemişi süslemeler son derece güzel işlenmiştir. Tavandaki kabartma altın yaldız boyalı hatlarla ayrılmış panolarda, çiçek demetleri, geyik figürleri, ortada altın yaldız boyalı kabartma ay yıldız motifi yer alır. Tepede yer alan 18 kollu Bohemya tipi avize saray tarzındadır. Tüm salon zeminini kaplayan tek parça orijinal, el dokuması halı 50 m2 dir.

Kabul salonunun çeşitli yerlerinde, mekânı süsleyen büyük ve küçük boy Japon vazolar dikkat çekicidir. Salonun girişinde sağlı sollu yer alan ve insana sonsuz bir tünelin içindeymiş hissi veren büyük boy mermer tablalı, varaklı aynalar,  mekânda yansımayı öldürmesi ve daha fazla ışık vermesi için hem de salona ihtişam kazandırması için kullanılmıştır.

ATATÜRK’ÜN ODASI

Kabul salonunun doğusundaki kapıdan Atatürk’ün odasına girilmektedir. Odanın duvarları panoludur. Tavan yüzeyine, kabartma altın yaldızlı geçme rumi motifler, köşelerde yağlıboya güller, siyah renkli duran ve uçuşan kuşlar işlenmiştir. Ortalama 28 m2 alana sahip odada, Atatürk adına özel olarak yapılmış karyolanın baş kısmında K&A ibaresi yer alır. Bu karyolanın üst kısmında duvarda asılı bulunan çerçeveli fotoğraf, Atatürk’ün beraberindekilerle birlikte 28 Eylül 1925 tarihinde şapka devrimini gerçekleştirdiği dönemlere denk gelen Bursa gezisi sırasında Hünkâr Köşkü önünde halka hitap ederken çekilmiştir. Yine Atatürk’e ait olduğu bilinen yatağının yanında yer alan rugan terlikler köşkün etkileyici ve kıymetli eşyalarındandır.Yatak Odasının devamında yer alan ve sadeliği ile dikkati çeken odada, çalışma masası, dinlenme kanepesi ve sehpanın üzerinde yer alan çay fincanı, Atatürk’ün kullandığı eşyalardan bazılarıdır. 12.60 m2 alana sahiptir.

SABİHA VE ÜLKÜ’NÜN YATAK ODASI

Kabul salonunun batısındaki kapıdan son tefrişte Atatürk’ün manevi kızları Sabiha (Gökçen) ve Ülkü (Adatepe) Hanımların yatak odaları şeklinde düzenlenmiş olan odaya geçilir. Çift kişilik pirinç karyolalar zarif görünümlüdür. Dolap ve etajerler dönemin zevkini yansıtmaktadır. Ayrıca 1925 yılında Bursa’ya 2. ziyaretini yapan Atatürk tarafından evlat edinilen Sabiha Gökçen’ in evi Hünkar Köşkü’nün yanındadır.

YAVER ODASI VE HOL

Sabiha Ve Ülkü Hanımların odasının güneyindeki çift kanatlı kapıdan küçük bir hole, bu holün batısındaki kapıdan da Salih Bozok’un kaldığı bilinen “Yaver Odası”na geçilmektedir. Bu kısımda, özellikle 6 ve 4 kollu Bohemya kristali, renkli camdan el yapımı murano tipi avizeler dikkat çekicidir. Bu odadan giriş holüne açılan çift kanatlı bir kapı daha mevcuttur.

HAVUZLU SALON

Oymalı, ahşap korkulukları olan 18 basamaklı merdivenle bodrum katına inilmektedir. Yuvarlak kemerli giriş kısmından “Havuzlu Salon”a geçilir. Bu salon serin olmasından dolayı daha çok yazın kullanılmıştır. Ortada dört köşeli mermer havuz, salonun güney cephesinde ise yuvarlak kemerli bir niş içerisinde iki çeşme vardır. Çeşmenin iki yanında bulunan mermer plakalar üzerinde iki bakır kupa yer alır. Bu kupaların Bursaspor’un henüz resmi adıyla kurulmadan önceki yıllarda 1944-45 sezonunda kazandığı gül kupası birinciliğine ait olduğu ve köşke hediye edildiği bilinmektedir. Yine bu salonda sağlı sollu köşelere yerleştirilmiş, raflı cam vitrinlerde köşke ait kullanılmış çeşitli eşyalar sergilenmektedir.

ALT KAT YATAK ODASI

Havuzlu salonun güneyindeki yatak odasının, köşkün ilk yapıldığı dönemlerde “berber odası” olarak, Atatürk bu köşke geldikten sonra ise misafir yatak odası olarak kullanıldığı bilinmektedir. Bu odada yer alan 1925 yılından kalma döküm kapaklı kömür sobası tarihsel geçmişini her haliyle ona bakan gözlere yansıtmaktadır.

YEMEK ODASI

Bodrum katın en görkemli bölümü havuzlu salonun doğusundaki yemek odasıdır. Odanın ortasında 14 sandalyeli, kenarları oval, açılır-kapanır ceviz masa yer alır. Masanın sağında ve solunda yemek takımlarının konulduğu dolaplar vardır. Tavan süslemesi özellikle orta kısımda yemek odasına uygun şekilde, çeşitli meyve resimleriyle süslenmiştir. Tam ortada, tavanın göbeğinde yer alan yeşil bir düzlüğe uzanmış aslan figürü, hangi yönden bakılırsa bakılsın, bakana dönük konumda görünmektedir. Bu özellik, resmin çiziminde kullanılan perspektif tekniğinden kaynaklanmaktadır. Ayrıca, bu figürden dolayı bu oda “Aslanlı Oda” olarak da bilinmektedir. Bohemya markalı, çiçekli porselen yemek takımları, kristal sürahi ve su takımları, porselen çay fincanları görülmeye değer güzelliktedirler.