Bursa’nın Karacabey ilçesinde bulunan Uluabat gölünün kuzey sahilinde bulunmaktadır. Osmanlı Sultanı Yıldırım Bayezıt döneminde yaptırılmıştır. Zamanın en önemli ticaret unsurlarından birisi olan nehir taşımacılığını yapan tüccar ve seyyahlara dinlenme ve konaklama için ücretsiz hizmet vermiştir. Issız Han’ın önemi Selçuklu kervansaraylarının mimari özelliklerini taşıyan bir erken Osmanlı dönemi yapısı olmasıdır. Anadolu’daki ticaret yolları üzerinde özellikle Selçuklular devrinden kalma pek çok benzeri bulunan kervansaraylardan biridir.

Kervansarayın kapısının üstünde yer alan Arapça kitabeye göre, bu hanın hayır amacıyla Celalüddin Eyne bin Felek Meliküddin tarafından 1394-95 yıllarında yaptırıldığı öğrenilmiştir. 1. Kosova Savaşı’nın kumandanlarından olan Celalüddin Eyne Bey’in 808’de (1405) Şehzade Süleyman ile İsa Bey arasında Uluabat’ta meydana gelen bir savaşta öldüğü söylenmektedir…

Osmanlı döneminin en önemli merkezlerinden birisi olan Bursa’nın yakınında yapılan ve taşımacılık anlamında sık sık kullanılan işlek bir yola da yakın olmasından dolayı seyyahların sık sık uğradığı ve seyahatnamelerinde bahsettikleri bir yapı olmuştur. Asıl mesleği Papaz seyyah Stephan Gerlach, Seyyah Richard Pococke ve Fransız Mimar Charles Texier de bu yapıdan sık sık söz etmişlerdir. Mimarisi ile dikkat çekmesi sebebiyle, eski seyahatnameler incelendiği zaman mutlaka Issız Han’dan bahseden birkaç paragraf bulmak mümkündür. Seyahatnamelerde kervansaray, kırsız han, kız han olarak isimlendirilmiştir.

Dikdörtgen bir yapıda bulunan hanın avlusu yoktur ve girişin her iki yanında da birer oda bulunmaktadır. Issız Han’ın hemen girişinde yer alan büyük salonda iki büyük ocak bulunmaktadır. Bu ocakların 2 büyük bacasını ise taşlardan oluşturulan basık kemerler taşımaktadır. Issız Han’ın göle bakan kapısının üzerinde bulunan kitabede “Yolcuların parasız yiyecek, içecek ve yatacak yer olarak hizmet verdiği” yazmaktadır.

Girişin her iki yanında bulunan ve üzeri tonoz (bir kemerin aralıksız olarak devam etmesiyle oluşan örtü) ile örtülü olan odaların kapıları ana salona açılmaktadır. Issız Han’ın cephesi iki sıra kesme taş, dört sıra tuğla ile örülmüştür. Üst örtü sistemleri, kemerler, bacalar, nişler ve tuğladan yapılmıştır. Giriş kapısının kemeri mermer, onu çevreleyen kemer ise çift renkli kesme taştan inşa edilmiştir. Issız Han’ın iç kısmında bulunan mekanda yolculara ayrılan bölüme üç basamaklı bir merdivenle çıkılmaktadır. Tüm bu mimari özellikleri ile dikkat çeken Issız Han, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından 2008 yılında yap-işlet-devret sistemiyle restore edilmiş ve 9 odalı otel ve restoran olarak kullanılmaya başlanmıştır.